Öncelikle duyurular sayfasını kontrol etmeniz önerilir.

( Amfiler ve yurtları görmek için sanal kampüs turunu gezebilirsiniz. )
.

Merhaba,

 

Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu’nun her yıl ülkemizin çeşitli üniversitelerindeki psikoloji bölümü öğrencilerini bir araya getirmek, bilgi alışverişi ve iletişimini sağlamak ve arttırmak için düzenlediği Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresinin on dördüncüsü bu yıl 21 – 24 Temmuz 2009 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümünde gerçekleşecektir.

Bu güne kadar psikoloji biliminin insan hakkında bize sunduğu bilgiler kimi zaman kolaylıkla benimsendi, kimi zaman çok tartışıldı, kimi zamansa reddedildi.

Psikoloji tüm bu kabul ve reddedişlerin birikimiyle ilerlerken insanı yine insan vasıtasıyla incelemesine rağmen insana dair farkındalığın giderek arttığına inandı. Acaba gerçekten insana dair bir farkındalık var edilebilmiş miydi?

Psikoloji biliminin bütün alt alanlarının farkındalığında, kendimize dair bu kadar çok bilginin içinde yaşarken bunları ne kadar kullanıyoruz ve ne kadar sorguluyoruz…

Bilginin nereden geldiğini ve hangi dille üretildiğini tartışmak, psikoloji biliminin bize sunduğu farkındalığı sorgulamak, Türkiye’de psikoloji biliminin dünü, bugünü ve yarınını konuşmak için sizleri üniversitemizde yapılacak olan XIV. Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi’ne bekliyoruz.

Saygılarımızla
Kongre Düzenleme Kurulu

 

“...  farkındalıklar diyarında

 

     Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal, pireler berber iken okyanuslar ardında bir Hükümran Baba ve oğlu Psikoloji yaşarmış. Hükümran Baba, tüm güçleri elinde toplamış ve hükmetmeye alışmış. Oğlunu da kendisi gibi yetiştirmiş. Batılı bir coğrafyada bilginlerin eğitimiyle yüce bilgiye erişerek büyütmüş onu. Gel gör ki oğlunun ünü zamanla kendi batılı sınırlarını aşmış, tüm dünyaya yayılmış. Bundan kelli dünyevi işlerle boğulmuş batılının fikrini, doğulunun da zikri belletmeye çalışmış. Günün birinde, batının bilgisiyle  kendi içinde doğulu hakikatini de yitirmeden ikisini birlikte işlemeye çalışan Türkiye’ye varmış, sırf kendi batılı yeni bilgisini katıp bohçasına. Masal bu ya, orada herkesler ne demek istediğini anlamış da yine de tam kendine göre anlamlarını oluşturmayı bulamamışlar. Çünkü oğul kendi dilinde konuşup onların dilini öğrenmemiş ve de kendi dili öğrenilsin diye uğraşmış. Bir yerden durup bakmış herkese; halbuki burada herkes eşit bir yerden durup bakarmış herkese. Verilen hükümlerin de anlamı pek azmış. Laf aramızda Hükümran Baba da sevilmezmiş pek buralarda. Gel zaman git zaman, Psikoloji anlamış ki buraya buradan bakmak gerek, burada bu dili konuşmak gerek! Buradakiler de o zaman demişler “Gel, sana bizim kocaman kapımızı gösterelim; ama içeride yalnız bizim dilimizi konuşacaksın bizim için. Başkalarının dilini bize anlatırsan da onların diliyle anlatacaksın. Hükümran Baba’nın dilini unutacaksın.” Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler kocaman kapıya varmışlar. Daha önce kendileri dahi girmedikleri kapıdan hep beraber geçmeye karar vermişler. Korkmuşlar tabi biraz da inanmışlar ki başarırlarmış ancak   birlik  olurlarsa. Ve o kapıdan sonrasının hikayesi artık olacakmış hep   farkındalıklar diyarında...

 
 

 

 

İstanbul Psikoloji İstanbul Psikoloji İstanbul Üniversitesi Psikoloji Kulübü